Koray
New member
DİNİ NİKÂHI OLAN İLİŞKİYE GİREBİLİR Mİ? DİNİ, HUKUKİ VE TOPLUMSAL AÇIDAN GERÇEKLER
Birbirini seven, evlenmeyi düşünen veya ailelerinin karşı çıkması nedeniyle yalnızca dini nikâhla birliktelik yaşayan insanların aklına aynı soru gelebiliyor: Dini nikâh kıyıldıysa eşler arasında cinsel ilişki dinen caiz midir? Resmî nikâhın bulunmaması bu durumu değiştirir mi? Özellikle nişanlılık döneminde, ailelerin evlilik kararına müdahale ettiği durumlarda veya düğün hazırlıkları devam ederken bu konu daha da önem kazanıyor.
Bu soruya cevap verirken dini hükümle Türkiye'deki hukuk düzenini birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü bir ilişkinin dinen nasıl değerlendirildiği ile devlet tarafından tanınan bir evlilik içinde bulunmanın sağladığı hukuki güvenceler aynı şey değildir. Bir çift dini açıdan evli kabul edildiğini düşünebilir; ancak bu durumun hukuki sonuçları, resmî evlilikle aynı olmayabilir.
Konuyu yalnızca helal veya haram tartışmasına indirgemek yerine dinî kaynaklar, Türk hukuku, aile ilişkileri, karşılıklı rıza ve gerçek hayatta ortaya çıkabilecek sonuçlar üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.
1. İSLAM'A GÖRE DİNİ NİKÂH SONRASI CİNSEL İLİŞKİ CAİZ Mİ?
İslam'da evlilik, kadın ve erkek arasında belirli şartları taşıyan bir nikâh akdiyle kurulan birlikteliktir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 12 Temmuz 2017 tarihli “Resmî nikâh kıydıran kimse ayrıca dinî nikâh kıydırmalı mıdır?” başlıklı fetvasında nikâhın temel unsurlarını açıklamaktadır.
Bu açıklamaya göre evlenme ehliyetine sahip, aralarında dinî açıdan evlenme engeli bulunmayan kadın ve erkeğin karşılıklı rızalarını şahitler huzurunda açıkça ifade etmeleri nikâh akdinin temelini oluşturur. Şartları yerine getirilmiş bir nikâh, dinen geçerli kabul edilir. Diyanet ayrıca usulüne uygun gerçekleştirilen resmî nikâhın da dinen geçerli olduğunu belirtir. High Board of Religious Affairs+1
Buradan hareketle sorunun temel cevabı şudur: Dinen geçerli bir nikâh akdiyle evli olan eşlerin cinsel ilişkiye girmesi, İslam'ın genel hükümleri çerçevesinde caizdir. Cinsel ilişkinin evlilik içinde gerçekleşmesi, İslam'ın cinselliğe yaklaşımının temel unsurlarından biridir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Halk arasında “dini nikâh kıydık” denmesi, yapılan işlemin her durumda dinen geçerli olduğu anlamına gelmez. Nikâhın şartları, tarafların evlenme ehliyeti, karşılıklı rıza, şahitlik ve evlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Gizli yapılan, taraflardan birinin iradesini yansıtmayan veya gerekli şartları taşımayan bir birliktelik, yalnızca adına dini nikâh denildiği için geçerli hâle gelmez.
Diyanet'in 12 Temmuz 2017 tarihli “Nişanlıların rahat görüşebilmek için dinî nikâh kıymaları uygun mudur?” başlıklı fetvası da bu konuya özellikle dikkat çeker. Kurum, nişanlıların rahat görüşebilmek amacıyla yaptıkları ve resmî güvenceye bağlanmayan dini nikâhların, ileride taraflardan birinin mağdur olmasına yol açabileceğini vurgular. High Board of Religious Affairs
Dolayısıyla burada iki ayrı soru vardır: Nikâh dinen geçerli midir ve bu evlilik tarafların haklarını yeterince koruyor mu? Birinci sorunun cevabı dinî şartlara bağlıdır; ikinci sorunun cevabı ise hukuki ve toplumsal koşulların da incelenmesini gerektirir.
2. DİNİ NİKÂH İLE RESMÎ NİKÂH ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Türkiye'de bu konudaki en önemli ayrım, dini nikâhın dinî anlamı ile resmî evliliğin hukuki sonuçlarının birbirinden farklı olmasıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 142. maddesine göre evlilik, evlendirme memuru önünde tarafların karşılıklı olumlu cevap vermesiyle kurulur. Kanun'un 143. maddesi ise evliliğin geçerliliğinin dinî tören yapılmasına bağlı olmadığını açıkça belirtir. Dolayısıyla Türkiye'de yalnızca dini nikâh yapılmış olması, kişileri hukuk bakımından resmen evli hâle getirmez. Kanun Yolu+1
Bu ayrım günlük yaşamda son derece somut sonuçlar doğurabilir. Örneğin dini nikâhla birlikte yaşayan bir çift düşünelim. Birbirlerini seviyor, aynı evde yaşıyor ve yakın çevrelerine evli olduklarını söylüyorlar. Ancak resmî evlilik işlemi yapılmamışsa, ilişkileri sona erdiğinde taraflar resmî boşanma sürecine ve resmî evlilikten doğan eş haklarına aynı şekilde başvuramazlar.
Burada özellikle üç konuya dikkat etmek gerekir:
- Miras: Yalnızca dini nikâh, kişiye resmî eş sıfatından kaynaklanan yasal mirasçılık hakkını kazandırmaz. Başka bir hukuki dayanak yoksa taraflar, resmî eşlerin sahip olduğu yasal mirasçı statüsüne sahip olmaz.
- Nafaka ve mal paylaşımı: Resmî evlilikten doğan eşe özgü haklar, yalnızca dini nikâhla birlikte yaşandığı için otomatik olarak ortaya çıkmaz. Birlikte edinilen mallar veya yapılan katkılarla ilgili bazı talepler somut olaya göre mümkün olabilir; bunlar evlilik hukukundan doğan haklarla aynı değildir.
- Çocukların ve ebeveynlerin hakları: Çocuğun hukuki statüsü, soybağı, velayet ve nafaka gibi meseleler ayrıca değerlendirilir. Anne ve babanın resmî nikâhlı olmaması çocuğun haklarını ortadan kaldırmaz. Ancak bu hakların belirlenmesi ve uygulanması için ek hukuki işlemler gerekebilir.
Diyanet İşleri Başkanlığı da resmî nikâh olmadan yapılan dini nikâhların, özellikle kadınların ve çocukların haklarının korunması bakımından sorun oluşturabileceğini belirtmektedir. Kurumun yaklaşımı, dinî nikâhın anlamını reddetmekten ziyade evlilikten doğan sorumlulukların kayıt altına alınması ve hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiği yönündedir. High Board of Religious Affairs+1
Bu noktada şu soru önem kazanıyor: Bir ilişki tarafların gözünde evlilik niteliği taşısa bile, taraflardan birinin hakkı gerektiğinde korunamıyorsa bu birliktelik ne ölçüde güvenli bir aile düzeni oluşturur?
3. GERÇEK HAYATTA DİNİ NİKÂHIN SONUÇLARI NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?
Gerçek hayatta karşılaşılan durumları daha iyi anlamak için üç örnek üzerinden ilerleyelim. Bunlar belirli kişilerin doğrulanmış hikâyeleri değil, Diyanet'in açıkladığı riskler ve Türk hukukunun temel ilkeleri esas alınarak oluşturulmuş örnek olaylardır.
Örnek olay 1: Düğünü bekleyen çift
Ayşe ve Mehmet birbirlerini seviyor ve evlenmeye karar veriyorlar. Aileleri düğün için birkaç ay beklemelerini istiyor. Çift de bu süreçte rahatça görüşebilmek ve dinî hassasiyetlerini gözetmek amacıyla dini nikâh yaptırıyor. Bir süre sonra aralarında anlaşmazlık çıkıyor ve Mehmet ilişkiyi bitirmek istiyor.
Ayşe, kendisini evli kabul ettiği için ayrılığın resmî boşanmayla gerçekleşeceğini ve evlilik boyunca oluşan bütün haklarının korunacağını düşünüyor. Ancak resmî nikâh yapılmadığından hukuki durumun böyle olmadığını öğreniyor.
Bu örnekteki temel sorun yalnızca ilişkinin sona ermesi değil, tarafların evliliğin sonuçları hakkında farklı beklentiler geliştirmiş olmasıdır. Ayşe açısından güven, bağlılık ve geleceğe ilişkin beklentiler ön plandayken Mehmet ilişkiyi daha farklı değerlendirmiş olabilir. Elbette bu rollerin cinsiyeti belirleyici değildir; benzer bir mağduriyet erkekler için de farklı biçimlerde yaşanabilir.
Diyanet'in nişanlılık döneminde yapılan dini nikâhlara ilişkin fetvası, bu tür sorunların yaşanabileceğini ve özellikle resmî tescilin bulunmadığı durumlarda taraflardan birinin mağdur olabildiğini belirtmektedir. High Board of Religious Affairs
Örnek olay 2: Uzun süre birlikte yaşayan çift
Birbirini seven, evlenmeyi düşünen veya ailelerinin karşı çıkması nedeniyle yalnızca dini nikâhla birliktelik yaşayan insanların aklına aynı soru gelebiliyor: Dini nikâh kıyıldıysa eşler arasında cinsel ilişki dinen caiz midir? Resmî nikâhın bulunmaması bu durumu değiştirir mi? Özellikle nişanlılık döneminde, ailelerin evlilik kararına müdahale ettiği durumlarda veya düğün hazırlıkları devam ederken bu konu daha da önem kazanıyor.
Bu soruya cevap verirken dini hükümle Türkiye'deki hukuk düzenini birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü bir ilişkinin dinen nasıl değerlendirildiği ile devlet tarafından tanınan bir evlilik içinde bulunmanın sağladığı hukuki güvenceler aynı şey değildir. Bir çift dini açıdan evli kabul edildiğini düşünebilir; ancak bu durumun hukuki sonuçları, resmî evlilikle aynı olmayabilir.
Konuyu yalnızca helal veya haram tartışmasına indirgemek yerine dinî kaynaklar, Türk hukuku, aile ilişkileri, karşılıklı rıza ve gerçek hayatta ortaya çıkabilecek sonuçlar üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.
1. İSLAM'A GÖRE DİNİ NİKÂH SONRASI CİNSEL İLİŞKİ CAİZ Mİ?
İslam'da evlilik, kadın ve erkek arasında belirli şartları taşıyan bir nikâh akdiyle kurulan birlikteliktir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 12 Temmuz 2017 tarihli “Resmî nikâh kıydıran kimse ayrıca dinî nikâh kıydırmalı mıdır?” başlıklı fetvasında nikâhın temel unsurlarını açıklamaktadır.
Bu açıklamaya göre evlenme ehliyetine sahip, aralarında dinî açıdan evlenme engeli bulunmayan kadın ve erkeğin karşılıklı rızalarını şahitler huzurunda açıkça ifade etmeleri nikâh akdinin temelini oluşturur. Şartları yerine getirilmiş bir nikâh, dinen geçerli kabul edilir. Diyanet ayrıca usulüne uygun gerçekleştirilen resmî nikâhın da dinen geçerli olduğunu belirtir. High Board of Religious Affairs+1
Buradan hareketle sorunun temel cevabı şudur: Dinen geçerli bir nikâh akdiyle evli olan eşlerin cinsel ilişkiye girmesi, İslam'ın genel hükümleri çerçevesinde caizdir. Cinsel ilişkinin evlilik içinde gerçekleşmesi, İslam'ın cinselliğe yaklaşımının temel unsurlarından biridir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Halk arasında “dini nikâh kıydık” denmesi, yapılan işlemin her durumda dinen geçerli olduğu anlamına gelmez. Nikâhın şartları, tarafların evlenme ehliyeti, karşılıklı rıza, şahitlik ve evlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Gizli yapılan, taraflardan birinin iradesini yansıtmayan veya gerekli şartları taşımayan bir birliktelik, yalnızca adına dini nikâh denildiği için geçerli hâle gelmez.
Diyanet'in 12 Temmuz 2017 tarihli “Nişanlıların rahat görüşebilmek için dinî nikâh kıymaları uygun mudur?” başlıklı fetvası da bu konuya özellikle dikkat çeker. Kurum, nişanlıların rahat görüşebilmek amacıyla yaptıkları ve resmî güvenceye bağlanmayan dini nikâhların, ileride taraflardan birinin mağdur olmasına yol açabileceğini vurgular. High Board of Religious Affairs
Dolayısıyla burada iki ayrı soru vardır: Nikâh dinen geçerli midir ve bu evlilik tarafların haklarını yeterince koruyor mu? Birinci sorunun cevabı dinî şartlara bağlıdır; ikinci sorunun cevabı ise hukuki ve toplumsal koşulların da incelenmesini gerektirir.
2. DİNİ NİKÂH İLE RESMÎ NİKÂH ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Türkiye'de bu konudaki en önemli ayrım, dini nikâhın dinî anlamı ile resmî evliliğin hukuki sonuçlarının birbirinden farklı olmasıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 142. maddesine göre evlilik, evlendirme memuru önünde tarafların karşılıklı olumlu cevap vermesiyle kurulur. Kanun'un 143. maddesi ise evliliğin geçerliliğinin dinî tören yapılmasına bağlı olmadığını açıkça belirtir. Dolayısıyla Türkiye'de yalnızca dini nikâh yapılmış olması, kişileri hukuk bakımından resmen evli hâle getirmez. Kanun Yolu+1
Bu ayrım günlük yaşamda son derece somut sonuçlar doğurabilir. Örneğin dini nikâhla birlikte yaşayan bir çift düşünelim. Birbirlerini seviyor, aynı evde yaşıyor ve yakın çevrelerine evli olduklarını söylüyorlar. Ancak resmî evlilik işlemi yapılmamışsa, ilişkileri sona erdiğinde taraflar resmî boşanma sürecine ve resmî evlilikten doğan eş haklarına aynı şekilde başvuramazlar.
Burada özellikle üç konuya dikkat etmek gerekir:
- Miras: Yalnızca dini nikâh, kişiye resmî eş sıfatından kaynaklanan yasal mirasçılık hakkını kazandırmaz. Başka bir hukuki dayanak yoksa taraflar, resmî eşlerin sahip olduğu yasal mirasçı statüsüne sahip olmaz.
- Nafaka ve mal paylaşımı: Resmî evlilikten doğan eşe özgü haklar, yalnızca dini nikâhla birlikte yaşandığı için otomatik olarak ortaya çıkmaz. Birlikte edinilen mallar veya yapılan katkılarla ilgili bazı talepler somut olaya göre mümkün olabilir; bunlar evlilik hukukundan doğan haklarla aynı değildir.
- Çocukların ve ebeveynlerin hakları: Çocuğun hukuki statüsü, soybağı, velayet ve nafaka gibi meseleler ayrıca değerlendirilir. Anne ve babanın resmî nikâhlı olmaması çocuğun haklarını ortadan kaldırmaz. Ancak bu hakların belirlenmesi ve uygulanması için ek hukuki işlemler gerekebilir.
Diyanet İşleri Başkanlığı da resmî nikâh olmadan yapılan dini nikâhların, özellikle kadınların ve çocukların haklarının korunması bakımından sorun oluşturabileceğini belirtmektedir. Kurumun yaklaşımı, dinî nikâhın anlamını reddetmekten ziyade evlilikten doğan sorumlulukların kayıt altına alınması ve hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiği yönündedir. High Board of Religious Affairs+1
Bu noktada şu soru önem kazanıyor: Bir ilişki tarafların gözünde evlilik niteliği taşısa bile, taraflardan birinin hakkı gerektiğinde korunamıyorsa bu birliktelik ne ölçüde güvenli bir aile düzeni oluşturur?
3. GERÇEK HAYATTA DİNİ NİKÂHIN SONUÇLARI NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?
Gerçek hayatta karşılaşılan durumları daha iyi anlamak için üç örnek üzerinden ilerleyelim. Bunlar belirli kişilerin doğrulanmış hikâyeleri değil, Diyanet'in açıkladığı riskler ve Türk hukukunun temel ilkeleri esas alınarak oluşturulmuş örnek olaylardır.
Örnek olay 1: Düğünü bekleyen çift
Ayşe ve Mehmet birbirlerini seviyor ve evlenmeye karar veriyorlar. Aileleri düğün için birkaç ay beklemelerini istiyor. Çift de bu süreçte rahatça görüşebilmek ve dinî hassasiyetlerini gözetmek amacıyla dini nikâh yaptırıyor. Bir süre sonra aralarında anlaşmazlık çıkıyor ve Mehmet ilişkiyi bitirmek istiyor.
Ayşe, kendisini evli kabul ettiği için ayrılığın resmî boşanmayla gerçekleşeceğini ve evlilik boyunca oluşan bütün haklarının korunacağını düşünüyor. Ancak resmî nikâh yapılmadığından hukuki durumun böyle olmadığını öğreniyor.
Bu örnekteki temel sorun yalnızca ilişkinin sona ermesi değil, tarafların evliliğin sonuçları hakkında farklı beklentiler geliştirmiş olmasıdır. Ayşe açısından güven, bağlılık ve geleceğe ilişkin beklentiler ön plandayken Mehmet ilişkiyi daha farklı değerlendirmiş olabilir. Elbette bu rollerin cinsiyeti belirleyici değildir; benzer bir mağduriyet erkekler için de farklı biçimlerde yaşanabilir.
Diyanet'in nişanlılık döneminde yapılan dini nikâhlara ilişkin fetvası, bu tür sorunların yaşanabileceğini ve özellikle resmî tescilin bulunmadığı durumlarda taraflardan birinin mağdur olabildiğini belirtmektedir. High Board of Religious Affairs
Örnek olay 2: Uzun süre birlikte yaşayan çift