Ya ifrat ya tefrit ne demek ?

Cansu

New member
İfrat ve Tefrit: Denizin İki Kıyısı

Olaylar Başlıyor: Ne Demek İfrat, Ne Demek Tefrit?

Bir gün, eski bir dostumla kışın soğuk akşamlarında bir kafede oturuyorduk. Şehir hayatının karmaşasından, işlerin yoğunluğundan biraz olsun uzaklaşmak istemiştik. Konu konuya açıldık ve sohbetin sonunda, o an farkında olmadan derin bir anlam taşıyan bir kelime geçti. Dostum dedi ki: "Hayat bazen ifrat, bazen tefrit oluyor; ne yapacağımızı şaşırıyoruz."

"İfrat? Tefrit? Neler oluyor burada?" dedim, şaşkın bir şekilde. Bir yandan da anlamadığımı belli etmek istemedim. Bu kelimeler, oldukça eski, biraz da derin anlamlar taşıyor gibiydi. Sonra bana bu iki terimi açıkladı ve bir kavramın yaşamda nasıl büyük bir fark yaratabileceğini anlattı. Eğer siz de merak ediyorsanız, şimdi size bu kelimelerin hikâyesini anlatayım.

İfrat: Aşırı Uçlarda Olmak

Dostum, ifratın, bir şeyde aşırıya kaçmak, dengeyi kaybetmek anlamına geldiğini söyledi. İfrat, kişinin hayatındaki bir davranışın, bir düşüncenin veya bir tutumun sınırlarını aşmasıdır. Bu, doğru olanı yapmaya çalışırken bile uç noktalara gitmektir. Mesela, bir kişinin sağlıklı yaşama isteği, hiç durmadan spor yapmaya ve yemeklerini saat başı düzenli bir şekilde yemeye dönüşebilir. Buradaki niyet iyi olsa da, bir noktadan sonra bu aşırıya kaçmak, ifrat olur.

Bir arkadaşım vardı, Ahmet, mesela. Kendi sağlıklı yaşam yolculuğunda ifrata giden bir yolculuğa çıkmıştı. Spor salonuna üye olmuştu, günde iki kez çalışmaya başlamıştı. Yemekleri de, sadece öğün olarak değil, "en sağlıklı" olanını bulup, bu konuda sürekli araştırma yapıyordu. O kadar çok sağlıklı tarif denedi ki, sonunda yemekleri lezzetli bir şekilde yiyememeye başladı. Ama hep daha fazlasını istiyordu. Sonunda hem bedenen yorulmuş, hem de ruhsal olarak bu "aşırılıklar" onu tükenmiş hissettirmişti. İşte, bu bir ifrat örneğiydi: Kişi, iyi niyetle başladığı bir şeyde, o dengeyi kaybedip uç noktalara gitmişti. Ahmet, sonunda bir mola vermek zorunda kaldı ve anladı ki, aslında her şeyin fazlası zarardır.

Tefrit: Eksik Olanın Zayıf Tarafı

Şimdi gelelim tefrit'e. Dostum, tefritin ifratın tam tersi olduğunu açıkladı. Tefrit, bir şeyde eksiklik yaşamak, o şeyin zayıf tarafına düşmek demektir. Yani bir konuda aşırıya gitmemek, ama o konuda fazlasıyla geri kalmak da tefrit anlamına gelir.

Bunu daha iyi anlatabilmek için, Ayşe’yi örnek verebiliriz. Ayşe, her zaman insan ilişkilerinde çok dikkatli birisiydi. Kimseyi kırmamak için daima “evet” derdi. Hayatındaki en küçük değişiklikler bile onu korkutur, cesurca risk almazdı. Çevresindeki insanlar ona hep “çok iyi bir insan” derdi, ama bir noktada kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmeye başlamıştı. İşte, Ayşe’nin hikâyesi tefritin en iyi örneklerinden biridir. O, hayatın herhangi bir alanında, biraz da olsa cesur olmalıydı; ama her şeyde geri kalmak, hep bir adım geride durmak, tefritin ta kendisidir.

Ayşe, bir gün içsel bir farkındalıkla şunu söyledi: “Bazen korktuğum kadar geri durmamam gerek. Zaman zaman cesur olmalı ve kendi sınırlarımı zorlamalıyım.” Ayşe'nin hatırladığı şey, hayatın her alanında bir denge kurmanın önemli olduğuydu. Onun için aşırı temkinli olmak, hayatta eksik kalmaktan başka bir şey değildi.

İfrat ve Tefrit: İnsan İlişkilerinde Denge Arayışı

Bu iki kavramı düşündükçe, onların insan ilişkilerindeki yansımalarını da fark ettim. Erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik bakış açıları ile kadınların empatik ve ilişkisel yaklaşımlarını daha derinlemesine anlamamı sağladı. Mesela, erkeklerin bazen çözüm ararken ifrat yolunu seçmeleri daha sık görülür. Bir sorun karşısında erkekler, bazen hemen çözüm arayarak, aşırıya kaçabilirler. Bir arkadaşım, Mert, örneğin; yeni bir iş kurmaya karar vermişti. Ama o kadar fazla strateji oluşturmuştu ki, neredeyse işe başlamadan tükenmeye başlamıştı. Yani, bir şeyleri çözüme kavuşturmak adına, gereksiz bir aşırı odaklanma ifrat yaratmıştı.

Kadınlar ise, ilişkilerde bazen tefritten fazlasıyla etkilenebilirler. Duygusal olarak daha fazla ilişkisel bağlar kurma eğiliminde oldukları için, bazı durumlarda kendilerini bir şeylere fazla kaptırabilirler. Bu da zamanla geri durma ya da her şeyi fazlasıyla temkinli bir şekilde yapma eğilimine dönüşebilir. Örneğin, Selin, çevresindeki insanlara çok fazla dikkat ederken, kendi ihtiyaçlarını göz ardı ediyordu. Fakat zamanla, her ilişkide geri durmak, bazen eksik kalmaya yol açabilirdi.

Dengeyi Bulmak: İfrat ve Tefrit Arasında

Peki, bu iki uç arasında nasıl bir denge kurabiliriz? İfrat ve tefrit, birbirine zıt olsalar da, aslında dengeli bir yaşamda her ikisi de var olabilir. Kendi içimizde bu iki durumu nasıl dengeleyebiliriz? Mesela, sağlıklı yaşamdan bahsederken, ifrat yerine dengeyi kurmak önemli: Spor yap, ama bedenini dinle, fazla zorlama. İlişkilerde ise, kendine zaman ayır, ama başkalarına da alan bırak. Stratejik düşün, ama esnek ol.

Hikayeleri dinlerken, hepimizin içinde bir parça Mert ve bir parça Selin olduğumuzu fark ederiz. Yaşamda önemli olan, bu iki uç arasında kendimize uygun dengeyi bulmaktır.

Sonuç: Dengeyi Bulma Arayışı

İfrat ve tefrit, hayatımızdaki her alanda karşımıza çıkabilecek kavramlardır. Ama önemli olan, her zaman bir dengeyi tutturabilmektir. İfrat, aşırıya kaçmaktır; tefrit, eksikliktir. Bir kişi, bu iki uç arasında sıkışıp kalabilir, ama dengeyi bulmak yaşamın içinde sürekli bir arayıştır.

Sizce bu dengeyi kurmak ne kadar kolay? Ya da belki daha önemlisi, siz hangi alanda ifrat ya da tefritin etkisi altındasınız? Düşüncelerinizi paylaşın, hep birlikte tartışalım.